
Futbol hakkında görsel – pexels kaynaklı
Merhaba, AEY yeniden karşınızda. Bu sefer konumuz spor, spesifik olarak futbol. Çoğumuz biliyor, izliyor ve seviyor. Peki önceki seferlerde olduğu gibi bir düşünce deneyi yapsak, bu sefer ana konumuz futbolu değiştirmek olsa? Bu düşünce deneyinde FİFA sizin futbol üzerinde istenen değişikliği yapmanız için tüm kuralları değiştirmenize izin veren bir yetki veriyor ve istediği şartları sıralıyor. Sizin göreviniz futbolun geleceğini FİFA’nın istediği yönde değiştirmek.
FIFA ilk isteği olarak Amerika pazarına açılmak istiyor. Sporun ekonomik getirisi anlamında en büyük ülkelerden birisi olan Amerika futbolu sevmiyor. Bunun iki nedeni var ve göreviniz bu iki nedenden kurtulmak. Öncelikle çoğu ülkenin aksine Amerikan halkı spor izlerken sürekli sevinç ve kutlama havasında olmak ister, bu yüzden takımların karşılıklı olarak ve tüm maç boyunca çok skor aldıkları sporlar daha popülerdir. Amerikan halkı dünyanın kalanının aksine gerginlikten doğan heyecan yerine skordan duyulan sevinci tercih ediyor. İkincisi ise Amerikalılar sportif momentumda çok fazla dur-kalk severler, periyodlar haricinde bile oyunlar sürekli durup devam eder. FIFA sana bu görevi verirken bu değişikliklerin sadece Amerika’da olacağını, bu yüzden istediğin kadar radikal ve sert değişiklikler yapabileceğini söyleyerek görevini iletti. FIFA bu değişikliklerin geleneksel futbola dokunulmadan uygulanacağı için Amerika harici ülkelerin izleyicilerini etkilemeyeceğini de belirtti.
O zaman sorunları çözmeye sırasıyla başlayalım. İki tarafın bol bol gol atması sağlanmalı, çünkü ilk madde bunu gerektiriyor. Amerika’da basketbol ve Amerikan futbolu gibi bu izleyici kitlesinin sevdiği sporlar ikitakım tarafından da sürekli ve hızlı skorlar üretmeleriyle tanınırlar. Burada ilk değişikliğik tabii ki de kalecilerin işini zorlaştırmaktan geçiyor. Bunun en kolay yolu kaleyi büyütmek. Kale büyürse kalecinin savunabileceği alan azalır ve goller kaçınılmaz olur.
Tabii ki bunu yaparsak kalelerin boyutunun büyüklüğü nedeniyle şutlarda gereken nitelik azalır ve niteliksiz bile olsa kanatlardan gelen kontra ataklar her maçta görülen tek şey olur. Bu sıkıcı durumu önlemek için sahanın en-boy oranı değişmeli, bu oranda en azalmalıdır. Bu durum var olan kontranın dikine merkezden oynanmasını daha makul kılarak top rekabetini orta sahanın merkezine sıkıştırır. Gol olan pozisyon sayısını arttırırken bu yeni merkezi oyun anlayışı ile pozisyon sayısının kendisi artıp azalmaz, sadece başarı oranı artar.
Bu iki değişikliğin oranlarında hem gol sayısının artışının fazla olmaması, hem de orta sahaya tüm maçın sıkışmaması için gereken dengeli sayıları bulman gerekiyor. Birkaç deney maçı sonrası kaledeki büyümeyi %5 seçtin. Saha konusunda en boy oranında 2/3 ile 1/2 arası oranlar normal kabul edilir, ve senin isteğin ile yeni kabul edilen oranlar 1/2 ile 2/5 arası oluyor.
Bu durum gerçekten işe yarıyor, birçok maç artık pozisyon sayı ve kalitesinde normal futbol ile aynıyken skorlar genelde 5-3, 7-4, 9-6 gibi skorlar ile bitiyor. Burada Amerikan halkının bol skor sevgisi dışında bir şeyi daha farkediyorsun: farklı nitelikte sayılar için farklı puan kazanımı. Örneğin basketbolda ikilik ve üçlük farkı, beyzbolda koşu sayısına göre skor vb. Sen de ceza sahası dışından riskli şutları teşvik etmek için buradan atılan golleri iki saymaya karar veriyorsun ve Amerika halkı bu duruma bayılıyor.
Şimdi sıra ikinci sorunu, yani tempo sorununu çözmek. Amerikan halkının sevdiği ve alıştığı tüm sporlar bol bol oyunun durması, molalar ya da soluklanma aralıkları içeriyor. Patlayan güç ile 90 dakikada sadece 1 molası olan bir spor onlar için çok yüksek tempoda. Burada önünde iki farklı seçenek var. Ya ara sayısını arttıracaksın, 90 dakikayı üçe bölerek 30 dakikalık üç periyot oynatacaksın, ya da oyunda duran top sayısını ve nedenlerini arttıracaksın.
Neden ikisini de yapmayasın ki? Üç periyot fiziksel oyuncular yerine teknik oyuncuların değerini arttıracak, oyun temposunu düşük tutacak ve regüle edecektir. Sırada duran topu arttırmak var. Öncelikle aklına tıpkı basketbolda olduğu gibi kendi yarını geçtikten sonra topu geri döndürmeyi yasaklama gelebilir, ama bu sorunu çözmez. Geriye pas zaten oyunu yavaşlatan bir durum, istediğimiz şey temponun yükselip yavaşlaması değil miydi? Burada tempoyu düşürecek başka bir hamle de kalecilerin 6 saniye kuralını 12 saniye yapmak olacaktır, ki bu gerçekten de oyunun temposunu soğutmaya yeter.
Şimdi sadece oyundaki duran topun artışı mevzusu kaldı. Yapılabilecek ilk değişiklik “stratejik faul teşviki” olabilir. Stratejik faul, spor müsabakalarında rakip takımın oyun düzenini bozmak amacıyla bilinçli olarak yapılan bir hamledir. Futbolda genellikle savunma oyuncularının, tehlikeli bir kontratak veya gol pozisyonu oluşmasını engellemek için kullandığı bir stratejidir. Günümüzde genelde “Mutlak gol engeline kırmızı kart” gibi kurallar ile caydırılmaktadır. Ama duran top artışı için bu durum teşvik edilmeli, caydırmaktan vazgeçmek gerekir.
Bu teşvikin yanında, fallere verilen cezalar hafiflerse daha fazla faul olacağını da biliyorsun. Bu yüzden puanlı ceza sistemine geçiş yapmak mantıklı geliyor. Şu anki kurallara bakarsan sarı kart bir kırmızı kart iki puan ve iki puanda oyuncu atılıyor. Atılma puanını ve kırmızı kartı üç puana çıkartarak sadece iki düşük faul ile ani atılmayı engellemisini sağladın. Bunun sonrasında ani gol engeline çıkan kartı sarıya indirdin. Bu kuralları test ettiğinde momentum sorununun düzeldiğini, ama skorların tekrar azaldığını gördün. Belli ki teşvik yüksekti, bu yüzden ceza iki puana çıkmalıydı, ama iki puanlık bir kart yoktu. Mavi bir ceza kartı eklentisi, ve ani gol engeline verilen cezanın sarı yerine mavi kart olması bu durumu düzletti. Duran top oranı ve skor sayısı istediğin dengeye ulaşmış oldu.
Değişiklikleri düşündüğümüzde, futbolun Amerika’da daha çekici hale gelmesi için yapılan bu radikal hamlelerin amaç konusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Kalelerin büyütülmesi, saha oranlarının ayarlanması ve ceza sahası dışından atılan gollerin iki puan olması gibi değişiklikler, Amerikan izleyici kitlesinin taleplerine daha uygun bir futbol deneyimi sunuyor gibi görünüyor. Bu tür değişiklikleri önermek normal şartlarda sizi dünyanın en nefret edilen kişisi olmanıza sebep olacak olsa da Amerikan halkı için bu öneriler seyir zevkini arttırıyor. Tabii ki özünden o kadar çok uzaklaşmış bir spor ki bu artık futbol diye adlandırmak futbola hakaret olacaktır. Gördüğünüz gibi her radikal değişiklik özden yüksek miktarda uzaklaştırır, ama istenen etkileri yapmak için de önemlidirler.
Futbolun özünden fazla uzaklaşamayacağımız bir durumda istenen etkileri nasıl yaparız peki? Bu da bu düşünce deneyinin part 2 kısmında göreceğimiz bir durum. Bakalım FIFA bize yeni görevimizi verdiği zaman ne yapacağız?
