Pokemon Topları: Kurgunun Bilimsel Analizi

Pokemon topları, oyun endüstrisindeki en ikonik sembollerden biridir. Bunlar, Pokemon’u yakalayıp depolayan, pokemon sahiplerinin onları kolayca taşımasını sağlayan veya başka amaçlar için onları çağırmasına olanak tanıyan cihazlardır. Farklı yeteneklere sahip farklı Pokemon topu türleri olsa da hepsinde ortak olan bazı özellikler vardır. Örneğin, kendilerinden büyük pokemonları alıp depolar, pokemon geri çağrıldığında düğmeden bir ışık demeti pokemonlara gidip onları yeniden topun içine gönderir. Ayrıca bu ışık sınırlı bir menzile sahiptir ve Pokemon bu ışıktan kaçabilir. Bu durum kullanılan bu topların yalnızca pokemon türünü değil, tam olarak hangi pokemona bağlı olduğunu tanımlayan bir etiket mekanizmasına sahip olduğu anlamına gelir. Pokemon toplarının ayrıca çevre analizinde sınırlı olduğunu da belirtir.

Genel olarak hayranlar arasında iki farklı teori vardır, küçültme teorisi ve ışınlama teorisi. İki teorinin de çalışma prensibi farklı olduğu için detay konuşurken ikisini de ayrı değerlendireceğim. Bunun dışında aynı zamanda ilk paragrafta pokemon toplarının genel olarak yaptığını belirtmiş olduğum şeyleri de açıklamam gerekecek. Bu açıklamalara sırasında bilimsellikten şaşmamış olmam yeterli, günümüz teknolojisi ile mümkün olmup olmaması bizi ilgilendirmiyor. Teorilerin ayrıldığı yere gelmeden önce ilk iş olarak etiket mekanizması gibi konuları değerlendirip en son da pokemonları içinde tutma konusundaki iki teoriyi inceleyeceğim.

Pokemonu yakalarken ilk tanımlama kısmı ile başlayalım. Bu kısım daha sonrasında olacak etiket sistemini de içeriyor, çünkü pokemonu ilk burada tarayıp analiz ediyor. Pokemon topu fırlatıldığı zaman pokemona çarpar ve topun tuş kısmı (ışık da buradan çıkıyor) pokemona doğru döner. Bu günümüzde bile bir gyroscope ve motor mekanizması ile mümkün bir durum. Daha sonra düğme kısmında çıkan bir ışık pokemonu yakalamadan önce bir saniyeliğine tarıyor. Bu da günümüz teknoljisi ile bu kadar hızlı ve etkili olmasa da mümkün. İlk sıkıntı ise analiz ederken bu pokemonun bir şekilde herhangi bir pokemondan (aynı tür bile olsa) ayırt edilecek düzeyde analizi gerekiyor ki yazımın daha sonrasında anlatacağım etiket sistemi mümkün olsun. Öncelike, daha önce bir topla eşleşmiş bir pokemonu sadece tuşa basarak çağırabiliyoruz. Bunu yaparken yine topun tuş kısmını pokeomna doğru doğrultmamız bu tuşun analiz yapan kısmının tuş yönünde olduğuna emin oluyoruz. Asıl sıkıntı, bu analiz cihazının nasıl bir ayırt edici özelliği uzaktan analiz edebileceği. Top sınırlı olsa da uzaktaki bir pokemonu geri çağırabiliyor sonuçta.

İlk başta akla dna ya da genler geliyor. Sonuçta bir canlıyı geri kalan her şeyden ayıran bir özellik. Ancak bir dna analiz sensörünün bu topun çalıştığı gibi sistemde çalışması mümkün değil. Sadece gnümüze değil, gelecekte de mümkün değil. Olayı bilim kurguya dökersek yüzlerce ultra-mikroskop kameralar gibi açıklamalar bulabiliriz, ama işin kurgu kısmı burada bilimi büküyor. Bu yüzden bu fikir yerine başka fikirlere bakmak lazım. Neyse ki boyut, ağırlık, renk, desen, tüy veya tüy benzeri özellikler, yüzey dokusu, vücut şekli gibi özellikler tek başına yeterli olmasa da hepsinin aynı anda bir pokemonda olması durumu kolaylaştırır.  Bunların hepsi kolayca analiz edilebilir, bir data olarak depolanabilir. Ayırt edici konusuna gelirsek, aynı türden benzer iki canlıyı ayırt etmenin yöntemi (dna hariç) her hayvanda farklıdır. İlk saydığım özelliklere uyan iki canlı aynı anda topun analizine denk gelirse pokemon ütürne göre varolan özellik analiz edilerek hangisi olduğu tespit edilebilir.

Bu sorunu genel olarak çözdüğümüze göre sırada etiketleme var. Sonuçta analiz mekanizması ilk yakalama haricinde aşırı hızlı çalışıyor, bir etiket sistemi varolması aşırı olası. Bu durumda seriye bakarsak görünmeyecek bir etikete ihtiyaç var. Öncelikle, görünmeyecek kadar küçük bir çip olabilir, olası ama açıklamaya gerek bile yok bu yüzden alternatiflere göz atalım.

İlginç bir fikir kızıl ötesi ya da başka bir insan gözüyle görünmeyen bir boya. Ancak milyonlarca farklı top olduğu için fikrin işe yaraması için her topun kendi seedinin olması ve hepsinin özel örüntüler tespit edecek şekilde olması gerekiyor. Mümkün, ama kesinlikle daha az materyal ile daha çok etkili çözümler var, çipler gibi. Yine bilim-kurgu kısmına dalarsak ortaya kuantumu (Hayır, bunu her şeye kuantum diyen saçmalık dolu yazılarla karıştırmayın.) atabiliriz. Kuantum dolaşıklığı denen bir olay var, hemen açıklayalım ki önemini anlayalım. Kuantum dolaşıklığı, kuantum sistemlerinin birbirleriyle ilişkili olduğu durumlarda ortaya çıkan bir kavramdır. Bu durumda, özellikleri birbirleriyle ilişkili olan iki veya daha fazla kuantum sistemi, ölçüldüklerinde birbirleriyle bağlantılıdır. Mesafenin ise hiç önemi yoktur. Yani bir parçacığı topa koysak, öteki parçacık da pokemonda olsa, toptaki parçacığı ölçtüğümüz saniye pokemondaki parçacık hakkında da net bilgiye sahip oluruz, bunu analiz eden bir top sayesinde de topa çekebiliriz. Bunu yapacak bir mekanizma günümüz teknoloji bilgisiyle kurguya kaysa da metodun kendisi bilimsel olarak gayet mümkün.

Şimdi önemli kısma (ve iki teorinin de açıkladığı şeye) geldik. Pokemonları depolama yöntemi. İkisini de incelemeden önce tanımlamak istiyorum. İlk teori küçültme teorisi. Bu teori topa çekilen pokemonun küçültülüp topta durduğu teorisi. Toptaki yaşamı kısmında (bazıları bilimsel bazıları kurgusal yaklaşım olmak üzere) farklı varyasyonlar bulunmakta. İkinci Teori ise ışınlama teorisi. Top pokemonu çekerken aslında pokemonun aynı pokemon oyunlarındaki bilgisayarlarda olduğu gibi bir alana pokemonun ışınlanması teorisi. Bu teoriye göre pokemon topunun içinde sadece ışınlayıcı mevcut.

O zaman küçültme teorisi ile başlayalım. Bu teoride yakalanan pokemon küçültülür ve topun içinde saklanır. Bazı varyasyonlarda Sanal dünya ile pokemonun ihtiyaçları karşılanırken bazı varyasyonlarda pokemon uyutulur. Amacımızın varolan teknoloji üzerinden değerlendirme değil de bilimsel prensiplere uygun olup olmamayı değerlendirme olduğunu hatıratarak incelemeye başlayalım. Küçültme ışını işin kolay kısmı gibi gözüküyor olsa da aslında tam tersi, bu teorinin bilimsel olarak açıklaması en zor kısmı. Canlı bir şeyi fikri bilimsel olarak inandırıcı değil çünkü değer kaybı olmaksızın bir şeyi küçültmek için atomlar arasındaki mesafeyi azaltmanız gerekir ama atomlar en küçük parçacıklardır ve aralarındaki mesafeyi sıfıra indirmek dahi o canlıyı yarı boyuta bile düşürmeye yetmeyecektir. Bu yüzden bu teorinin tüm varyasyonları bilimsel anlamda çöpe gitmiş oluyor.

Sırada ışınlama teorisi var, depolama kısmını bilimsel anlamda çözebilecek potansiye sahip olan teori bu. Küçültmenin aksine bir canlı ışınlama bilimsel prensiplere aykırı değil (her ne kadar günümüz teknolojisi ile imkansız olsa da) ve teknik anlamda mümkün. Pokemon evreninde her şeyin pokemonlar üzerinden döndüğünü varsayarsak bu pokemon topları için gerekecek küresel devasa ışınlama varış noktasının oyun içinde mantığını da kavramış oluyoruz. Zaten top sadece ışınlayıcı görevi göreceği için pokemonların top içinde oldukları sürede gereken ihtiyaçları hakkında endişelenmeye de gerek kalmamış oluyor.

Ve bu şekilde pokemon toplarının yapmış olduğu tüm aksiyonlar teorik anlamda bilimsellikle çelişmeyecek şekilde açıklanmış oldu. Sadece yaptıklarını değil, varolan sınırlarını da göze alarak yaptığım bu analizi umarım sevmişsinizdir. Siz okurlarıma bu analizimi okuduğunuz için teşekkür ediyorum, ve iyi günler/geceler diliyorum.

Yorum bırakın